Son zamanlarda görsel kültürde eşcinsellik oldukça geniş bir yer kaplamaktadır. Yeni çıkan bir dizinin veya filmin eşcinsel sahneleri artık yadırganmaz bir hâle geldi. Hatta bazı çok sevdiğimiz yapımların devam filmlerinde bile eşcinsel karakterler veya temalar bulunuyor. Peki, bu durum her zaman böyle miydi? Kabaca eşcinselliğin görsel kültürdeki yeri dört ana döneme ayrılıyor:
Dönem: Sansürlerin Gölgesinde İma Dönemi (1930-1960)
1930-1960 yılları Hollywood için sansürün merkezde olduğu yıllardı. 1934 tarihinde Hollywood stüdyoları tarafından kabul edilen Hays Kodu; eşcinsellik veya cinsiyet çeşitliliği gibi durumların haricinde, genel ahlakı bozabileceğini düşündükleri her şeyi sansürlemiştir. Bu dönemde bu yasağı aşmak isteyen sinemacılar "Queer Coding" (gizli kodlama) adını verdikleri bir yöntem geliştirdiler. Bu yöntem; ince işaretleri, imaları ve gri alanları içeriyordu. Bu teknik günümüzde tamamen kenara atılmış değildir; zaman zaman filmlerin veya dizilerin satır aralarında hâlâ karşımıza çıkabilmektedir.Dönem: Sansür Sonrası Fakat Sansür Etkisindeki Dönem (1960-1980)
1960-1980 arası dönemi içerir. Hays Kodu geçerliliğini 1968 yılında kaybetmiş ve bunun yerine film derecelendirme (yaş sınırı) sistemine geçilmiştir. Sansür ortadan kalkmasına rağmen toplumsal önyargılar henüz kırılmamıştı. Bu nedenle eşcinsellik açık bir biçimde gösterilse de karakterler genelde kötü sonla biten hikâyelerle ortaya çıkıyordu. Tüm bu olaylara paralel olarak, 1973 yılında DSM adlı tıp kılavuzundan eşcinselliğin bir hastalık/sapkınlık olmaktan çıkartılması da aynı toplumsal dönüşüme hizmet etmiştir.Dönem: Kabul Gören "Sempatik Yan Karakterler" (1990-2000)
1990-2000 yıllarını içine alan bu dönemde eşcinsel karakterler sempatik, izleyicinin empati kurduğu kişilere dönüştü. Genelde neşeli, komik ve ana karakterin yardımcısı olarak seyirci karşısına çıktılar. Bu dönem, normalleşme sürecinin tam olarak başladığı evredir. Bahsi geçen dönemde genel olarak eşcinsel karakterlerin cinsel hayatı gösterilmemiş, daha çok eğlenceli birer unsur olarak yansıtılmışlardır.Dönem: Günümüz
Yaşadığınız, gördüğünüz, hissettiğiniz, hatta gözünüze sokulan bu dönemi yorumlamayı ise siz değerli okuyucularıma bırakıyorum...
